09 Ocak 2017 Pazartesi, 15:16
Özkan Savaş
Özkan Savaş ozkansavas0007@gmail.com Tüm Yazılar

Turizmde personel olmak mı? Bölüm 1

1997 Senesi Mart ayındayız bahar kendini hissettiriyor,  askerlik hizmetimi tamamlayıp  iş hayatına atılmak üzere turizmde güvenlik departmanında  Kemer Kiriş bölgesinde 5 yıldızlı bir otelde gazete ilanı ile bulduğum işe gitmek üzere yola koyulmuş bulunuyorum. Doğa kendini o kadar güzel tarif ediyor ki gözlerinizi denizin mavisinden alamıyorsunuz. Uzun ve göz kamaştırıcı bir seyirden sonra Kemere varmış bulunuyorum eh şimdiki gibi çift şeritli bir yol yok tabi ki 1997 senesinde. Kiriş, Kemer’in ilerisinde olduğundan tekrar bir vasıtaya daha bineceğim. 15 dakika ara ile kalktığını öğrendiğim araca binmek için bir sigara daha yakıp bekliyorum.

Kiriş 15 dakika kadar mesafede gazete ilanı ile bulduğum otelin önüne gelmiş bulunuyorum. Ahşap doğramadan güvenlik ofisi yapılmış, zarif bir tesis. Kapıdaki görevliye durumu izah edip güvenlik müdürü ile görüşeceğimi ilettikten sonra görevli ofisin arkasına doğru gidersem müdürü göreceğimi söylüyor. Tarif edilen yöne ilerlediğimde elinde İngiliz anahtarı, gözünde güneş gözlüğü olan 60 yaşlarında ki müdür beyle tanışıyoruz. Selamlaşıp biraz konuştuktan sonra, tam aradığım adamsın hadi gel terziye gidelim diyerek tesisin içine doğru yola koyuluyoruz. Terzi yaşlı konuşkan birisi, beden ölçülerimi söylediğimde daha önceden kullanılmış bir gömlek bir tane de siyah pantolon elime tutuşturuyor. Müdür beyin  elbiselerini giy tekrar buraya gel demesi üzerine soyunma odasında üzerimi giyip tekrar Müdür beyi bıraktığım yere ilerliyorum. “Şimdi seni sahile atıyorum oğlum” sözü turizm sektöründeki ilk adamlarının adeta parolası oluyor. İçimden vay beni sahile atama yapıyor diyerek hafif şaşkın hafif ürkek biçimde sahile doğru ilerliyoruz. Otelde Alman müşteri var genelde oldukça da güler yüzlüler. Patika yoldan yeni görev yapacağım sahildeyiz. Evraklarımı almadınız diye söylediğimde, izin gününde hazırlarsın cümlesi susmama sebep oluyor ve müdür bey görev yerimin burası olduğunu sahilden içeriye doğru yönelen olur ise “Bitte Kart” diyerek turistlerden otel kartı sormamı, otelde kalmayanları içeriye almamam gerektiğini, adeta emekliliği gelmiş bir motorola telsizi elime tutuşturup kodun siyah 2 diyerek uzaklaştığı bir oluyor.
Hafif güneşli bir havada bile güneşlenmenin tadını çıkarmaktan geri kalmayan turistler ve ben baş başa kalmıştık. Turizm sektörü o zamanlar yarım pansiyon olduğundan dışardan otele yiyecek İçecek getirmek yasaktı bu yüzden yeri geliyor turistlerin poşetine bile bakıyordum. Sahil bölümünde her şey düşünülmüştü ama maalesef güvenlik adeta es geçilmişti, rüzgarlı havalarda duracağınız  bir ofis çok görülmüştü. Rüzgarlı ve yağmurlu zamanlarda saçak altında tir tir titrediğim çok günlerim oldu. Ofis isteğimizi müdürümüze derdik demesine ama o bunu dile getirmekten bile korkardı. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesinde gününü geçirir personelini pek önemsemezdi, o kadar ki otelimiz patron oteli olduğundan patronu gören koca koca adamlar kaçacak delik ararlardı.

 

Sahilde nöbet tutuyorsan bardan bırak kola içmeyi su bile alamazdık.  Sebep basit Cost yükseliyor. Sıcakta duşların olduğu bölgedeki çeşmelerden su içmek zorunda kalırdım.  Müşterinin biri ikramda bulunmak istese adeta civardaki müdürler sizi yanlış aksettirmek için adeta birbirleri ile yarışacak kadar küçülürlerdi.  Bu arada işe girdiğimden beri daha hiç personel yemekhanesine gitmek nasip olmamıştı.  Çünkü her defasında müdür yanıma gelir “adam eksik zaten sen acıkmazsın” der giderdi. Tüm bunlara rağmen işimi sevdiğimden  katlanmaktı sanırım benim ki…. Çok soğuk bitmek bilmez gece nöbetlerinde işten çıkmayı düşündüğüm tabi ki oldu benimde. Aynı departmanda görev yaptığım meslektaşlarım da askerdeki gibi tertipcilik mevcuttu. Eski personel olmak onlara adeta imtiyazlar doğurmuştu? Oysa ben hayatım boyu imtiyazlara karşı biriydim. Bir kural var ise herkese aynı uygulanmalı idi. Bir gece hiç unutmam . 00:00 – 08:00  sahil nöbetini almak üzere görev bölgeme gittiğimde her zaman yerinde olan projektörün olmadığını gördüm. Nöbeti aldığım görevlinin elinde kutu gördüm ve gizlice onu takip ettim. Otelin yanında ki boşluktan çıkarıp servisin bagajına gizlice bırakıp üzerini değiştirmek üzere soyunma odasına gittiği esnada kutuyu açtığımda projektörü gördüğümde inanın çok şaşırmış derhal ilgililere bildirip gereğini yaptırmıştım.

 

O arkadaş işten çıkarıldı ve eski personel olduğundan tazminat vs. hak edemedi. Bu tutumumdan dolayı kötü adam Erol Taş damgası yedim. Oysa ben görevimi yapmıştım görevim vicdanımın üzerindedir ve hırsızlığın mazereti olamazdı. Felsefe olarak benim için sakız çalan da hırsızdı. Tesiste 2 senem artık dolmak üzereydi. Bu iki sene zarfında 3 tane müdür değiştirmiştik. Ve üç müdürden sonra ne mutlu ki sahilde bir ofisimiz olmuştu. Zaman git gelleriyle doluydu yaşadıklarımın ismi tecrübe oluyordu. Üst aramalarında bayat ekmek çıkarıyorum diye ekmeğin altına sucuk salam et koyanı da gördüm, şeffaf naylona kıyma et koyup beline sararak çıkarmak isteyeni de gördüm. Tüm bu yakalananlara gereken yapılmıştı tarafımca  dikkatli görev yapma bilincim beni bir anda ön plana çıkmama sebep olmuştu. Bu yüzden 2000 senesine girdiğimiz günlerde Güvenlik Şefliği’ne terfi ettirildim. Yani 4 sene sonra derecem yayınlanarak müdür yardımcısı konumuna getirilmiştim.

 

Devam edecek……..

 

Üye Girişi yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz. Giriş

Turkbeleni Gazetesi