SEFASI İSTANBUL’A, CEFASI MANAVGAT’A

01 Kasım 2014 Cumartesi, 14:18
manavagt_istanbul

Untitled-31Manavgat’a büyük zarar veren son yağmur suyu baskını faciasının ardından kimse sorumluluğu üstlenmiyor. Yetkililer topu başkasının üstüne atıyor. Felaketin önlememesinden dolayı  Büyükşehir, ilçe belediyesini, ilçede Büyükşehir’i suçluyor.

Ama ortada acı bir gerçek var. O da Manavgat’ın sel baskını gibi felaketlerle karşılaştığındaki çaresizliği.

İtfaiyesi, su işletmesi Büyükşehir’e bağlandığı için ani ve etkin müdahale yapılamadı. Manavgat Belediyesi’nin makine ve araç parkı yetersiz kaldı. 30 Mart’tan sonra kapanan 9 belde belediyesinin makine parkından hemen hemen hiçbir araç verilmeyen Manavgat Belediyesi, felaket sırasında ve sonrasında dışarıdan iş makinesi kiralamak zorunda kaldı. Çünkü belediyenin araçları,ekipmanları yetmedi. Manavgat Belediyesi’nın yeterli ve gerekli araç ve gereci, iş makinesi yoktu.

Dışarıdan bakan biri buna inanmayabilir. Çünkü Manavgat, Türkiye’nin bir çok ilinden daha büyük nüfusa sahip. Üstelik turizm potansiyeli, onlarca tatil köyü ve 5 yıldızlı otelleri, Side gibi özel bir ALiBEY_CLUB_PARK_MANAVGAT3992244turizm destinasyonuna sahip bir ilçe. Ayrıca ciddi bir tarımsal üretim potansiyeli var. Hızla büyüyen Manavgat, inşaat sektörünün çok canlı olduğu bir bölge.

Bu nedenle Manavgat Belediyesi’nin bir elinin yağda, bir elinin balda olması, o kadar turistik tesisin ödediği vergilerden alınacak pay ile Büyükşehir ve Manavgat’ın önemli bir gelire sahip olmaları gerekirdi.

Ama gerçek öyle değil. Çünkü işletmelerde yerinde vergi ödeme zorunluluğu yok. Bu nedenle merkezleri çoğunlukla İstanbul’da ya da Ankara’da olan turistik tesisler, vergilerini de orada ödüyorlar.

Yani Antalya’dan, Manavgat’tan kazanıyorlar ama vergi ödemelerini İstanbul’da ve Ankara’da yapıyorlar. Hal böyle olunca da toplanan vergilerden belediyelere ödenecek paya da vergilerin ödendiği İstanbul ve Ankara’daki belediyeler sahip oluyor,

manavgat_copManavgat’taki bir tatil köyünün ya da 5 yıldızlı bir otelin çöpünü ilçe belediyesi alıyor. Yolunu Manavgat Belediyesi yapıyor. Su, kanalizasyon ve arıtma hizmetlerini (30 Mart’tan sonra) Büyükşehir veriyor. Ama bu tür tesislerin ödedikleri vergilerden belediyelere verilmesi gereken paydan Büyükşehir’e ve Manavgat’a tek kuruş gelmiyor. Onların yerine firmalarının merkezlerinin bulunduğu İstanbul ve Ankara’daki yerel yönetimler, Antalya’nın paylarına konmuş oluyor.

Hiçbir hizmet vermedikleri halde, sadece merkezleri orada olduğu için havadan gelir elde ediyorlar. Turistik tesislerin çöpünü alıp, hizmet veren, para harcayan Antalya’daki belediyelere ise hava almak kalıyor.

Böyle olduğu için de Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Manavgat Belediyesi, imkansızlıklar içinde kıvranıp duruyor. Birbirleri ile didişip, karşılıklı suçlamalarda bulunuyorlar.

Eğer yerinde vergilendirme şartı olsaydı, turistik tesisler merkezleri nerede olursa olsun kazandıkları yerde vergilerini verselerdi manzara çok faklı olacak. Gerek Büyükşehir, gerekse Manavgat Belediyesi, vergi gelirlerinden alacakları paylarla daha geniş bütçelere sahip olacaklar, böylece yatırım ve hizmet olanakları da büyüyecekti.

Ama bugün büyük bir adaletsizlik söz konusu. Antalya ve Manavgat’ın alması gereken, hak ettikleri payları, İstanbul ve Ankara’daki yerel yönetimler haksız yere kasalarına koyan büyük kentlerin yerel yönetimleri, havadan gelen paranın keyfini sürüyorlar.

Manavgat’a ise işin cefası kalıyor. Bırakın karşılıksız yol, çöp, su, kanalizasyon gibi hizmet verilmesini, birde turistik tesislerin işledikleri suçların ceremesi çekiliyor. Dere yataklarını işgal edip sel baskınlarına yol açan turistik tesislerin neden olduğu zararı Manavgatlılar ve belediyeler ödemek durumundalar. Derelerin sahillerde denize kavuştuğu yerler gasp edildiği, yatakları daraltıldığı için sürekli taşkınlar, su baskınları ile boğuşuluyor. Bunlar yetmiyormuş gibi bozulan yollar ve altyapı belediyelerin kendi kaynakları ile yeniden yapılıyor.

Belediyelerimizin vergi payı alamadığı turistik tesislerin, işletmelerin neden olduğu ağır faturaya karşı çıkmanın zamanı çoktan geldi. Bunun çözümü sistemin değiştirilmesi, yerinden vergilendirilmenin bir şekilde yapılması ya da hizmet verene vergi payı verilmesi yolunun açılmasıdır. Deneyimli siyasetçi Deniz Baykal, son felaketin ardından Manavgat’ta yaptığı açıklamasında bu konuya parmak bastı. Baykal’ın da dile getirdiği bu adaletsizliği ortadan kaldırmak için kamuoyu oluşturup hükümete baskı yapmak gerekiyor.

 

Üye Girişi yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz. Giriş

Turkbeleni Gazetesi