21 Şubat 2017 Salı, 09:34
Berke Battal
Berke Battal berk-e1905@hotmail.com Tüm Yazılar

Platonik sevgi

Merhabalar sevgili okuyucular, bugün sizleri anılarınızın en derinliklerindeki hiç unutamadığınız,

ne zaman aklınıza gelse yanaklarınızdan iki çift inci tanesi akıttığınız kişinin yanına götürmek istiyorum…

Az çok hepiniz kimden bahsedeceğimi  anladınız.

Bugün sizleri öyle bir sevdiğinizin yanına götüreceğim ki; kiminiz karşılaşmak istemezken, kiminizde onu özlediğimi bu yazıdan sonra fark ettim diyebilir.

İsterseniz  bugünkü aşk serüvenimizin rotası platoniğin el değmemiş sahillerine sürelim.

Dilerseniz hiç vakit kaybetmeden sizlere bu haftaki konumuz olan platonik aşkı anlatamaya başlıyım.

 

Öncelikle dünyamızda bu kadar çeşit sevgi varken neden platoniğin hayatımızda ayrı bir yeri olduğunu hiç düşündünüz mü ?

Yani okadar çok sevginin içersinde  gidip de platoniği şah yapmamız ilginç değil mi ?

Hasta olmak kaderimizdendir şüphesiz lakin ilacı tüketmemizde farzındandır.

Peki neden ilacı olmayan bir hastalığı kaderimizin içersine girmesi ümidi ile yanıp tutuşuyoruz…

 

Çocukluk yıllarının ilk yıllarının da görülmeye başlansa da platonik aşk.

Esas şiddetini ergenliğin yükseliş evresinde gösterir .…

Öylesine amansız bir tarif içersine girersiniz ki, aileniz ile belki de ilk ve en derin sorunları tamda bu süreçte yaşarsınız. Aileniz neyiniz olduğunu sorar; siz bilmiyorsunuz ki neyiniz olduğunu

nasıl söyleyebilirsiniz ki…

Aileniz değiştiğinizi söyler; huyunuzun, karakterinizin, tipinizin ve giyiminizin yani

Kısaca her şeyinizin.

Lakin görmedikleri bir değişim vardır ki o tamda içinizde bizzat kalbinizde olmaktır.

Eskisinden daha hızlı ve amaç uğruna atan artık sevgi yüklü bir kalbiniz vardır.

Hayatın içersinde daim bu atışları yaymayı hedefleyen bir genç adım atar adeta sevgilisine koşarcasına.

Düşünsenize uzaktan sevmekti sizin aşkınızın en basit tabiri; dokunmadan, konuşmadan…

Adeta telepati yolu ile anlaşmaydı. Kim bilir belki de zihinler bedenlerden önce çift oluyor ama

kadere ters düşmektense su gibi akıp yolunu buluyordur…

Su öyle akıyor ki kayaları işliyor taş yapıyor, taşları işliyor, mücevher yapıp bırakıyordu.

İnsan değişimden korksa da, sevdiğinin yanında istemsiz değişiyordu

Elde değil ki ; yürekte….

 

Peki platonik aşkın farklılıkları nelerdir?

Platonik aşk insana ne katar?

 

Platonik aşkın her türü ile insanı irşat ederdi.

Gerek acısıyla, gerek anlık mutluluklarıyla gerek ise yalnızca hayallerin içersindeki anılarıyla…

Bu işin aslında tek bir açıklaması vardı….

Koşulsuzun önündeki engellerin yıkılma çalışması.

Yani aslında gereksiz diye gördüğümüz şey olmasa, koşulsuz sevmenin keşfi belki de hiç bulunamayacaktı .

Öylesine bir coşku ve sevgi patlamasını kontrol ve denge altına alma çalışmasına giriyorsunuz ki o an.

Adeta bir akarsuyun önüne baraj yapıp ondan elektrik üretiyorsunuz.

Öylesine bir şey keşfediyorsunuz ki, sizi Allahın kaderinize yazdığı kişiye götürecek merdivenleri

bir bir sıralıyorsunuz  kendi elleriniz ile.

 

Atilla İlhanında dediği gibi: ‘’Çocuklar gibi sevdim, devler gibi ıstırab çektim.’’ İşte aslında platonik sevginin çıplak meali bu sözdür hiç şüphesiz…

Çocuk gibi tertemiz sevip, devin büyüklüğü kadar acı çekmekti platonik aşk.

Ama her şeyde olduğu gibi bunda da bir hayır vardı elbet.

Mevla’nın şu sözleri hiç şüphesiz bizi platonik sevginin acısında tertemiz huzura götürüyordu.

Şöyle diyordu Mevlana:

‘’Kimi insan yaşadığı zorlukları bahane edip Allah’tan uzaklaşır,

kimi insan da yaşadığı zorlukları vesile edip Allah’a yakınlaşır’’.

İşte böyle sevgili okuyucular…

Aslında Mevlana platonik aşkın insana ne katması gerektiğini çok güzel özetlemiş bizler için.

Dilerim her sevginin içindeki sürprizleri görür.

Her çektiğiniz acının bir sınav olduğu bilinci ile yaşar.

Her daim sevmenin yollarını arasınız.

Daim Sevgi ile kalırsınız İnşAllah …

Üye Girişi yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz. Giriş

Turkbeleni Gazetesi