12 Aralık 2016 Pazartesi, 17:27
Berke Battal
Berke Battal berk-e1905@hotmail.com Tüm Yazılar

Mutluluk

Merhabalar sevgili okuyucular, bugün sizlere hepimizin yemek gibi , su gibi hatta nefes gibi

çok ihtiyacımız olan bir konu ile geliyorum sizlerin huzurunuza.

Bugün ki konumuz Mutluluk. Evet  bir yaşamsal gıda gibi hayatımızın olmazsa olmazı mutluluk.

Nefes almaya ihtiyaç olduğumuz kadar ihtiyacımız olan mutluluk.

Peki bu kadar hayatımızda önemli olan bir duyguya ne kadar yer veriyoruz?

Daha doğrusu biz mutlu olabiliyor muyuz?

Aslında ne yalan söyleyim pek çoğumuz mutlu değiliz; mutlu olmamak için çokça bahanemiz var.

Bu bahanelerimiz hiç şüphesiz kendi kendimize oluşturduğumuz kuruntularımız ve olumsuz çağrışımlarımızdır. Bir baraj düşünün ne kadar ustalık ve zanaatkarlıkla yapılırsa o kadar eve su taşıyan yapıya dönüşür; peki tam tersi koşulunda kendine yetecek suyu bulabilir mi?

Mutluluk öyle bir şeydir ki ; olduğunuz vakit nefes aldığınızı fark erdesiniz, suyun tadını iştirak eder ve

gökyüzünün içinde bulunan o büyük güneşin sizin için bugün ayrı parıldadığının farkına varırsınız.

Bizim yanlış yaptığımız neydi peki ? Bizim mi görmüyorduk güneşi ; güneş mi ısıtmıyordu bizi…

Aslında yanlış yaptığımız şey o kadar basitti ki , bizim için kusursuz oluşturulmuş aklımızın dahi alamayacağı büyüklükle her birimize bir ömür ün üstünde yetecek yaşam, olanak ve nimetleri

o kadar ufak ve basit görüyorduk ki aslında mutlu olmadığımızı söylediğimiz her an şirk yapıyorduk;

işte barajımızı kendi elimiz ile yıkıp vucüdümüzün ihtiyacı olan sudan mahrum bırakıyorduk.

Mutluluk basitti aslında mutluluk çocuk olmaktı, yürümekten , konuşmaktan, sevebilmekten

keyif alabilmekti her şeyden önemlisi tekrar tekrar yaşamamızın içindeki gizli armağanlarımıza aşık olabilmekti. Mutluluk kendinizi sevebilmekti, mutluluk bir insanı sevebilmekti…

Mutluluk paylaşınca çoğalan bir şeydi, nitekim paylaşılması gereken bir şeydi.

Çoğumuzun mutluluğun değerini bilmeyiz, çünkü o an mutluyuzdur.

Lakin ne zaman mutsuz olur ve üzülmeye başlarız ararız uzaklarda halini vaktini sormadığımız

dostumuzu;  gözlerimiz göz yaşı döker özleminden, dudaklarımız zikir eder geri gelmesi için

Allah’a, kulaklarımız kapıda tetik de bekler gelişini . Her seferinde aynı sözü veririz geldiğinde

seni bir daha bırakmayacağız; lakin egosuz mutluluk geri geldiğinde yokluğundaki

arayışı insanın yanındayken bulamaz.Değeri anlaşılana kadar ufak seyahatte çıkar yine

mutluluk. Ya bir gün tam çekip gitmesi gerekiyor değerini bilmemiz için yada hiç tadamamış olmamız gerekiyor… söylesenize tadamayan var mıdır ?

Mutlu olmak basitti , gülmekti, ağlamaktı, sarılmaktı ve vefalı olmaktı.

Gerekmiyordu gereksiz korkularla kendimizi üzmeye, egolarımıza teslim olmaya

boş kuruntularla mutluluğa vefasızlık yapmaya, mutluluğu görünce sarılmaktı ,

hiç gitmesini istemezcesine yüzüne baka baka ağlamaktı Mutluluk.

Mutluluk kendi içerisinde yaşayan bir yaşamdı; bazen bir bayan olurdu bazen bir çiçek bir bakmışsın

bir çocuk olmuş; ama her zaman aynı tatta bir lezzet mutluluk ;hep bir nedene bağlı gibi görünse de

aslında mutluluk yanı başımızda olan sağlığımız; burnumuzdan alıp verdiğimiz nefes ; sonsuz bir evrende yaratanın bizi yaratmış olduğu edasıydı. Ağzımıdaki şükür, gözümüzün de akan seviyorum,

kulağımızın duyduğu rüzgar sesiydi. Çok basitti lakin daimliği zor idi

mutluluk Vefayı severdi , bir tek vefa beklerdi…

Bizlere düşen görev her zaman ki farkındalık içinde olup, her şeyden mutlu olmayı bilmemiz gerekti.

Ne olursa olsun yılmayıp mutluluğu çağırmamız gerektiğini unutmayıp.

Geldiğinde de ona vefalı davranmaz gerektiğini aklımızdan bir an bile çıkarmamalıyız.

İşte böyle sevgili okuyucular, bazen bir bayan edası bazen bir arkadaş bazen bir ömüre dönüşen,

mutluluğu hiç üzmemeli ve geldiğinde yüreğimizden geldikçe vefalı davranmalıyız.

Dilerim mutluluk Daim kapınıza gelir.

Dilerim mutluluğa hep vefalı davranırsınız.

Daim Mutlu Olun İnşAllah…

 

Üye Girişi yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz. Giriş

Turkbeleni Gazetesi