Son Dakika
23 Temmuz 2019 Salı
23 Aralık 2018 Pazar, 17:33
Damla Mengüş
Damla Mengüş damla@turkbeleni.com Tüm Yazılar

KENDİ TERAPİSTİN OL !

 

Çocukluktan kalma kimin yaraları yoktur ki ?  Bu yaraların hayatımıza yön verebilecek yetkide olduklarını söylesem ; ta ki siz onları farkedip iyileştirene kadar.

Aklınıza istismara , şiddete maruz kalmış çocuklar, alkolik veya psikolojik sorun yaşayan ailelerde büyüyen çocuklar öncelikli geliyor olsa da,  güvenli bir çevrede yetişecek kadar şanslı olan çocuklarda çocukluğa dair gözle görülür yara izleri taşıyor olabilirler. Çünkü bizler doğduğumuz andan itibaren karmaşık ve sonu gelmez gereksinim döngümüzle  başkalarına bağımlı yaşayan bir türüz. Freud bizleri ‘açgözlü varlıklar’  olarak tanımlarken haklıydı. Ne kadar kendini adarsa adasın hiçbir ebeveynin, bizim bu sürekli değişen ihtiyaçlarımızın tamamını kusursuz bir biçimde karşılamaya gücü yetemez.

Bir bebeğin anne karnındayken yemek yemeye, nefes almaya, kendisini tehlikelerden korumaya ihtiyacı yoktur.Annesinin kalp atışlarının onu yatıştırdığını da biliyoruz.Bu olgulardan bir ceninin sakin,zahmetsiz bir yaşam biçimi olduğunu söyleyebiliriz.Fakat bir bebeğin dünyaya geldiği ilk  andan itibaren ihtiyaçlarının karşılanma oranıyla, yaşadığı yaşamla bir bütün olma duygusu giderek zayıflar. Onların ihtiyaçlarını düşünün ; karınları acıktığında, altları ıslandığında,kucaklanmak istediklerinde hep ağlarlar.Onlarla ilgilenen kişiler ihtiyaçlarını yeteri kadar algılayamadıklarında ya da çocuğu şımartmaktan korkarak onlardan sevgilerini esirgediklerinde , çocuk dünyanın güvenli bir yer olmadığına inanarak ilk kaygı duygusunu yaşar.

Ne siz ne de ben yaşamlarımızın bu ilk zamanlarını hatırlamıyor olsak da beyinlerimiz hala bu perspektife takılı kalmıştır. Artık kendi duşumuzu yapsak da, yemeğimizi kendimiz yesek de bir yanımız içten içe dünyanın bize ilgi göstermesini bekler. Örneğin eşiniz size bir konuda destek sağlamadığında beyninizde sessiz alarmlar çalmaya başlar ve içinizdeki kaygı duygusu yeniden uyanır. Bunun gibi yaşamımızın ilk 3 yılı sonrasını takip eden gelişimsel dönemde aldığımız tüm kayıtlar hasarlar bırakmaya başlar. Ancak kişi bu yaralarını görmeyi istediğinde ve bunları değiştirmeye gönüllü olduğunda her şey değişmeye başlar. Bunu değiştirmeye gönüllü olup bu konudaki gerekli adımları atarsanız ,yapmak istediğiniz şey için eşiniz veya arkadaşlarınız sizi desteklemese de kaygı duygusunun bir önemi kalmaz ve siz adımlarınızı kendinizden çok emin atarsınız.

Mesela çocuklukta gördüğünüz bir baba olma figürüyle kendi çocuğunuza öyle bir baba olursunuz, bilinçli veya bilinçsiz. Bu durumun farkında olanlar bende babam gibi davranıyorum cümlesini kullanır.Gerçek bilinç eğer orada yapılan doğru bir davranış modeli değilse bunu değiştirmeye gönüllü olmakla işe koyulur.Yoksa nesilden nesile aktarılan bir dizi duygusal yaralanmalar,eksiklik duygusu, sevilmediğini hissetme ve daha fazlasıyla dolup taşar.

Önemli olan şu ki ; gerçek değişim , yaşadığımız her şeyin farkında olup ,bunları  kabul etmekle ve bunları değiştirmenin yetkisini olayların akışına değil ,kendi öz iradenize vermekle başlar. Siz yaşamınızda neleri değiştirmek istiyorsunuz? Bunların ilk doğduğu kaynaklar nereler ? Kaç yaşındasınız orada ? Burada neyi görmeniz gerekiyor? Değişmesi gereken gerçek şey nedir ?

SİZ , KENDİNİZİN EN İYİ TERAPİSTİ OLABİLİRSİNİZ.

 

 

 

 

You must be logged in to post a comment Login