22 Nisan 2017 Cumartesi, 14:49
Berke Battal
Berke Battal berk-e1905@hotmail.com Tüm Yazılar

Kadın’ın İslam’daki yeri

Merhabalar sevgili okuyucular, bugün sizlere kadının İslam’daki yeri hakkında naçizane fikirlerlerimi ve düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.

Aslında bu konu her kadınımızdan önce erkeklerimizin bilmesi gereken bir konudur.

Çünkü İslam’ın içersinde kadın hiçbir zaman ikinci sınıf bir vatandaş olmamıştır.

Olmaması içinde önemleri 1400 yıl önceden Kuran-ı Kerim ile şifrelenmiş ve koruma altına alınmıştır.

  1. yy aydın düşünürü Muhammed İkbalinde düşündüğü gibi, İslam çeşitli kültürlerle karşılaşırken kaşıkla aktarım yapmış, kepçe ile aktarım aldığı hiç şüphesiz olmuştur.

Aslında Muhammed İkbal bu husustaki düşünceleri çok doğruydu ve bu yüz yılda bile geriye dönüp esaslı bir şekilde düşünmemiz gerekiyordu.

Hangisi İslam Kültürü ?

Hangisi Irk Külütürü ?

 

Çünkü İslam’da kadın hiçbir zaman geride değildir.

Geride ve arkada olduğunu idda edenlerin şu hikayeleri esaslı bir şekilde okumasını tavsiye ederim…

 

Hz. Muhammed (s.a.v)  ilk vahiy gelir gelmez bilin bakalım

ilk kime bu kutsal bildiriyi anlattı.

Hz. Hatice annemize tabikide.

İlk vahyinin gelmesinin yüksek ışığı ve aydınlığı istemsiz Hz. Muhammedi şaşırtacak ve eve gelir gelmez Hz.Haticeden üstünü örtmesini isteyecektir.

Daha sonra kendine gelir gelmez. Olayları bir bir anlatıp; Allahın kendisine verdiği görevlerden bahsedecek ve bizzat ilk inan olması belki de kalbinde defalarca geçirecektir.

Hz.Hatice annemiz hemen inanacak ve daha öncelerden bu olayın gerçekleşeceğini rüyasında gördüğünü hatırlayıp belki de kimsenin Hz.Muhammede edemeyeceği İyiliği ve yardımı ölümüne kadar devam ettirecektir.

Hz.Hatice bambaşka bir kadınidi. O dişilikten sıyrılıp, kadın olma şerefine yükselmiş bizzat Allahın selamına yaşarken layık olmuş kullardandı…

İslam’ın ilk yıllarında, Hz. Muhammed namaz kılmak için Kâbe ye gitmek isteyecek lakin daha yeterli inan ve destekleyen bir taban olmadığından çok zorlanacaktır.

Müşriklerin şiddet ve zorbalıkları bir yana tehdit ve fiili hareketleri de bir o kadar ileri vaziyettedir ki.

Devreye yine Hz. Hatice girecektir.

İşte o muhteşem kadın.

Hz. Hatice aşiret kızı olduğundan ve maddi durumu da Mekke içerisinde hayli vakti sayılır konumda olduğundan, müşrikler ondan baya çekinir ve o varken Hz.Muhammede sataşmaya cesaret edemezlerdi.

Hz. Muhammed Kâbe de namaz kılarken bizzat Hz. Hatice annemizde yanına giderdi.

İşte İslam’da Kadın Hz. Hatice olmaktı.

Kıssalardan kalbe, kalplerden ise günümüze gelen; dişilikten sıyrılıp kadın olmanın erdemliliği…

Aylar yılları kovalarken olanlar olmuştu.

Hz. Muhammed insanları kurtarmak için var gücü ile çalışmaya koyulmuş, insanların putları aracı ve şefaatçi koymamasını söylemiş.

Yalnız Allaha ibadet, yalnız Allahtan yardım istemelerini temi edip durmuştur.

Lakin doğru söyleyen dokuz köyden kovulur misali.

İnan zümre ile Hz. Muhammed ambargolara maruz kalacak paralarıyla bile yemek, yiyecek alamayacaktırlar.

Lakin Hz. Hatice yine tarihin önünde sahneye çıkacak. Müşriklerin karşısına çıkıp son parasına kadar Müslümanlar için erzak alacak ve cesurca ”Allahtan korkun paramızla bile bize yiyecek vermiyorsunuz.” yakınlarını müşriklerin kulakların içinden beyinlerine uzanan bir balyoz edası yaratacak sözler sarf edecektir.

Ömrünü Hz.Muhammede yardım ve destek ile geçirdikten sonra yaşlı bedeni artık dünyanın vazifelerinden sıyrılıp Allaha doğru yola çıktığı vakit hissiyatı ile de son bir fayda daha dokundurur Hz.Muhammede.

Miraç.

Yanlış duymadınız.

Miraç.

Hüzün ayıdır iki akrabasını arka arkaya kaybeden Hz. Muhammed üzgün ve bitkin lakin inançlı ve azimlidir.

Allah bu haline rahmet yağdırır ve onu yaşarken huzuruna çıkarır.

Kutsal yerleri gösterir, arş ve semaları dolaştırır. Cinleri ve Melekleri bizzat yerlerinde ve vazifelerinde görür.

Siz dolaylı yönden deyin,  ben ise bizzat.

Lakin bu işin tamamında aşkın hem beşeri hem de ilahi buluşması yoksa bende hiç bir şey bilmiyorum.

Hz. Hatice annemiz ölmüş gibi dursa da aslında ölmemişti.

Hz. Muhammed ölünceye kadar unutamayacak ve her hatırladığında gözünden yaşlar gelecek ve onu bir ömür kalbinde taşıyacaktır. Dilerim ahrette ilk karşılaştığı o olur ve orada daim Allah ile olurlar.

Yıllar geçecek. Hz. Muhammed Hz.Haticeden aldığı izin ile evlenecek.

Ve İlk kez kendinden küçük ve daha önce kimse ile evlenmemiş Hz. Ayşe ile evlenecektir.

Bu evlilik sırasında yaşlı bir kadın kapıyı çalacak. Hz. Muhammed bu kadını görünce üzerindeki giysiyi çıkarıp altına koyacak ve onu çok iyi ağırlayacaktır.

O kadın gittikten sonra, Hz. Ayşe kadının kim olduğunu soracak.

Hz. Muhammed de Hz.Haticenin arkadaşı olduğunu söyleyecektir.

Kadının İslam’da yeri yerine aslında erkeğin yerini yazmayı çok isterdim.

Lakin günümüzde öylesine yanlış kültürler ve hurafeler doldu ki biz hanımlarımızı bir dişilik mertebesine indirdik ve onlardan çok şey bekledik.

Aslında kadınlar bir bitkiydi nasıl ilgilenirse öyle dallanır öyle budaklanırdı.

Biz kadının değerini bilemedik. Bilen peygamberimiz miraca çıktı.

Biz dünya ya hapis olduk.

İşte böyle sevgili okuyucular.

Bir yazımda sonuna gelmiş bulunmaktayım.

Dilerim kadınların önemini, yerini ve değerini bu hikâyelerde iyicene anlamışızdır.

Burada Veda Hutbesindeki şu sözde hiç akıllarımızdan çıkmasın İnşAllah: ‘’Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. ‘’

Dilerim bütün kadınlara Allahın emaneti olarak görür. Saygı duyar.

Kendi eşinize de Allahın hediyesi şeklinde yorumlar baş üstünde tutarsınız.

 

Üye Girişi yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz. Giriş

Turkbeleni Gazetesi