19 Mayıs 2017 Cuma, 01:50
Berke Battal
Berke Battal berk-e1905@hotmail.com Tüm Yazılar

Haksızlık karşısında boyun eğmemek

Merhabalar sevgili okuyucular, bugün sizlere hepimizin başına gelen bir olayı anlatacağım.

Aslında gelmesi gerçekten çok gerekli lakin başımız o olayla biraz dertliyken , üzgünüm ki gerekliliğinin farkındalığına o anda varamıyoruz.

Gülün çiçeğini görmüyor dalındaki dikeni ile uğraşıyoruz.

Aslında bu yazımın sonuna kadar hepimiz diken ile uğraşacağız lakin yazımın bitimi ile üzerimize sakinlik, dingillik ve farkındalık hissi düşecek İnşAllah…

Lafımı daha fazla uzatmadan sizlere bu haftaki konumu açıklıyorum.

‘’Haksızlık karşısında boyun eğmemek.’’

Evet bu haftaki konum:’’ haksızlık karşısında boyun eğmemek.’’

Bu konuyu seçmemdeki en büyük etken kendi yaşamımdaki kesitler oldu.

Naçizane sizlere bu yazımı aktarırken bizzat yaşadığım şeylerin konsantresini sunacağım.

İsterseniz yazımı anlatmaya başlayım.

Şimdi ! Dünyanın kuruluşundan bu yana haksızlık var olmuş ve kıyamete kadar da var olacak bir şeydir. Tabi ki bunun zıttı hakta öyle…

Hak aslında esas üzerinde durulması gereken esas konudur.

Çünkü hak her şeyin yaratılış sebebidir.

Sebebin nihaiyi koruyucusu ve vakti gelince ceza hükmünü uygulayandır.

Allahın 99 isminden bir isim.

‘’Ya- Hak( c.c)’’ ismi ile heryere tecelli edişlerin en güzeli.

Lakin bazı olumsuz düşüncelerde ağzımızdan kaza ile mızrak gibi adaletin,hakkın;düzenin ve doğruluğun olmadığı gibi şirk kelimeleri ile dışarı çıkar.

Bunların yanlış olması bir yana bizzat şirk kelimeleridir.

Peki, haksızlık başımıza geldiğinde ne demeliydik?

Haksızlığı yaşamamız gerekiyor mu ?

Aslında ikinci sorudan başlamamız daha doğru olur.

Şöyle ki haksızlığı yaşamamız gerekiyor. Çünkü haksızlığa uğradığınızda hakkı hatırlıyorsunuz.

Değerini,önemini ve bizzat gerekliliğinin farkına varıyorsunuz.

Düşünsenize başımıza gelmese umurumuzda olur muydu?

Adalet binaları, hâkimler,savcılar ya da avukatlara ihtiyaç duyar mıydık…

Peki, nefsi olan varlıkların içersinde yaşayan bir insanın hakkını koruması gereken mercekler neler olacaktı.

Gerek aile içi miras, gerek askerlik gerekse resmi işler…

Uzayıp giden her koşul için bir koruyucu her koruyucu için bir sistem bekçisi gerek.

Gelelim bizim başımıza sıklıkla gelen haksızlıklara.

Şöyle ki bizim başımıza daha çok gelebilen haksızlıklar; Parasal ve mevkisel ağırlıkta olmakla birlikte bizzat nefsi hakkımıza yani İslami karşılığı olarak Kulluk hakkımıza girilen sorunlardır.

Kul hakkı Kuran-ı Kerimde ve Hadis-i Şeriflerde çok sıklıkla durulan konuların başında yer alır.

Çünkü Allahın bizzat adalet, hak ve cezaları verdiğine dair Esmalarını insanlığa bildirmiş ve altını iyicene çizmiştir.

Aslında bu konular ilk baş konulardır.

İlk öğrenilmesi ve hayata ilk geçirilmesi gereken konulardır.

Lakin başımıza gelinceye kadar üç maymunu oynadığımızdan bu bilgilerden habersiz yaşayıp gidiyoruz.

Yazımın başında da belirttiğim gibi başımıza gelmese , ne önemini biliriz ne de gerekliliğini.

Bu yüzden yaşamamız gerekiyor bu denli haksızlığı….

Öylesine yaşamamız gerekiyor ki haksızlığı; inadına sarılmalıyız haklılığın hak kısmınlığına.

Düşünsenize haklısınız ve haksızlığa uğruyorsunuz.

Yetmezmiş gibi bu durumunda sizi destekleyen kimseyi bulamıyorsunuz.

O da yetmiyor anlattığınız kişiler sizi anlamıyor.

Bitti mi ? Hayır bitmedi…

Bitmeyecekte bu böyle devam ediyor.

Nereye kadar biliyor musunuz?

Sizin olayların içerisinde olduğunuzun ve farkındalık makamınızı bulduğunuz vakit’e kadar bu böyle gidecek.

Denize attığınız taşın dalgası nereye kadar gider ?

Sizin en son görebildiğiniz yere kadar.

Bu haksızlık boyutu bu olayın beklide gizli kısmıdır.

Düşünsenize haksızlığın iyi yanını…

Size iyi olmanın ve iyiliğe değer ne varsa hepsinin gerekliliğinin farkındalıklarını aşıladığını.

Dalganın uçsuz bucaksız okyanuslara karıştığını öğrettiğini.

Geriye yavaşça yaslanın şimdi.

Derin bir nefes alın .

Aklınıza en zor anınız olan büyük bir haksızlılık anınızı getirin.

Şimdi nefesi verirken amansız bir mücadele haline girin.

Onu yenmeli ve ona baş kaldırmalısınız.

Ondan korkmamalısınız.

Pes etmemelisiniz.

Çünkü haklı olan sizsiniz.

Yasal ve hukuki bütün yöntemleri kullanabilir.

Ufak sorunlarda affetme büyüklüğünü gösterebilir.

Orta durumlarda ise sözlü ve yazı sal gücünüzü kullanabilirsiniz.

Haklı mısınız? Doğru yolda mısınız ? Haksızlığa uğrayan siz misiniz ?

Ne diyor, Hz. Ali

‘’Haklıysan Korkma, HAK Seni Korur!’’

Öyle ise halen mücadele etmeyecekmisiniz ?

Savaşı güçlü ve haklıyken kayıp mı edeceksiniz ?

Bütün bu dediklerimin uygulamasının ve hayata geçirmesinin zor olduğunu biliyorum.

Hepinizi iyi anlıyorum.

Hepsinden zoru da haksızlığa karşı direnmek bunu da biliyorum.

Lakin unutmayın haksızlık yapan bir gün kazanır, her gün kaybeder.

Haklıda bir gün kaybeder gibi görünür lakin her gün kazanımlarını artı artıra yaşamına devam eder.

İşte böyle sevgili okuyucular,

Bir yazımında sonuna doğru gelmiş bulunmaktayım.

Şunu unutmamanızı dilerim. Haksızlığa uğrasanız da haksızlık yapmayın.

Bırakın sizler toprak olun onlar ateş.

Onlar yanarken kül

Sizler ezilirken üzerinizde yeniden filizler açsın.

Onlar yok olurken sizler tekrar tekrar doğun küllerinizden.

Daim haktan yana olun.

Adaletin yılmaz bekçileri olun.

Bir sonraki yazımda görüşmek ümidi ile…

Üye Girişi yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz. Giriş

Turkbeleni Gazetesi