24 Mart 2017 Cuma, 22:01
Berke Battal
Berke Battal berk-e1905@hotmail.com Tüm Yazılar

‘’Devlet malından bir hırka bile olsa aşıran, çalan şehit olmaz.’’

Merhabalar sevgili okuyucular, bugün sizlere günümüzün çok fazla maruz kaldığı ve her ülkeden yüksek seda ile duyulan bir konu ile geliyorum karşınıza.

Konum yeni bir konu değil Aslında.

Herkesin bildiği ama başı ağrımasın diye sesceğizini çıkartmadığı bir konu.

Öylesine önemli bir konu ki, Hadis Şerife mazhar olmuştur.

Öylesine mühimdir ki kendisi, Japonya’da sırf itamı uğruna insanlar hemen istifa ediyorlar.

Çeşitli kültür ve göreneklerde halkın suratına bakmaya bile cesaret edilmiyor ve bu utanç ile bir ömür yaşıyorlar.

Dilerseniz Konumuza Hadis-i Şerif üzerinden giriyim.

 

‘’Devlet malından bir hırka bile olsa aşıran, çalan şehit olmaz.’’

Sözünü sanıyorsam çoğumuz duymuştur. Özellikle sanal ortamda sıklıkla paylaşılan Hadis-i Şerifler arasında olmakla birlikte ahir zamanda da en çok ihtiyacımız olan hadislerin başında geliyor.

Tam olarak Hz.Muhammedin böyle bir söz söylemediğini bilmiyoruz ama araştırmalarım sonuncunda bu sözü destekleyen ibareleri yakaladım.

Şöyle ki: Hazret-i Ömer (r.a.)den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

“Hayber savaşının vukû bulduğu gün Resulullah (s.a.v.)in ashâbından birkaç kişi gelerek ‘Filân şehit, filân şehittir!..’ dediler. Nihayet bir kişinin yanına vararak ‘Bu da şehittir!’ dediler.

Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.):

“Hayır! Ben onu aşırdığı bir hırka yahut yağmurluktan dolayı cehennemde gördüm.” buyurdu. (Müslim, Îmân 182. Ayrıca bk. Dârimî, Siyer 48.)

Yani bu hadis üzerinden yol alacak olursak. İki başlı konuyu incelememiz gerekiyor sevgili okuyucular.

İlkin Şehitlik. Yani düşünün ki Peygamberlikten sonra en yüksek makam olan şehitlik.

Kuran-ı Kerimde Ayetlerin içerisine giren şehitlik.

Makam olan şehitlik.

Demesi kolay olup da, uygulaması zor olan şehitlik.

İşte bu şehitlik normal koşullarda temiz niyet ve Allah yolunda savaş neticesinde ölüm ile süslenilen ve dünya ya yalnız bu kulların defalarca geri dönüp, tekrar tekrar şehit olmayı dileneceği söylenen makam sahiplerinin makamı olan şehitlik.

Peki, ölmek yetmiyor muydu?

Yetmiyordu. Yetmiyordu. Yetmiyordu.

Neden mi ?

Şöyle ki, İslam zenginlerin, üçkâğıtçıların ve oyunbazların dini değildi de ondan yetmiyordu.

Yani zengin bir kişi misal, ömür boyu Allaha inanmasın son zamanlarında da param ile cennete girerim diye düşünse giremez.

Aynı bu örnek gibi; Devletin malını aşırmış bir kişide şehit düşemiyor.

Allah yanıma kul hakkı ile gelmeyin diyor.

Sen kalkıp bir kavmin, ırkın, mezhebin ya da koskoca devlettin hakkı ile nasıl çıkacaksın Allahın karşısına.

Adı ne olursa olsun.

Hz.Ebubekirinde dediği gibi: ‘’Mazlumun bedduasından korkunuz.’’

Kuran- Keriminde;peygamberlerinde, evliyalarında sıklıkla üzerinde durduğu konu  ne ?.

Yetimin hakkı kardeşim.

O ne olacak ?

Öksüz ne olacak ?

Hiç böyle düşünmüş müydünüz ?

Şöyle bir empati yapın. Misal o yetim sizsiniz, aciz ve muhtaçsınız. Başınızda sizi koruyacak ve gözetleyecek yok. Onu da geçtim sizde o ülkenin bireyisiniz. Herkes gibi sizinde hakkınız var. Ama o hakkı başkaları sizin yerinize yiyor.

Kuran-ı Kerimde Anfal Suresi Var.

Bu sure sırf savaş ganimetleri nasıl bölüşürsün diye indi.

Hak , hukuk işlensin.

Devletin, savaşanların ve diğerlerinin hakları belli olsun diye indi.

Şimdi kimin hakkı kimde .

Hakkını bilmeyenler kimlere muhtaç konumda.

Asıl haklılar nerede ?

Bu sorulardan bir haber yaşayıp gidiyoruz.

 

Aslında hepimiz biliyoruz çoğu şeyi , zekiyiz, akıllıyız ve kendimizce özeliz.

Hak ve hukuk konusunda neden bir haberiz.

Hele ki mazlumların hakları yenirken, yetimin, öksüzün ; koskoca Devletin hakkı yenirken…

Bana dokumayan yılan bin yaşasın lafı 10 başlı yılan doğurdu. Büyüdü de cümlemizi birden yemeğe hazırlanıyor.

Sonunu görmeyen bir millet ömrünü ancak başka devletlerin istediği kadar uzatabilir.

Düşünün bir haktan bir hukuk sorunundan söz ederken.

Devletlerarası sorunlara geldik. Yalan mı ?

Bir ülkenin gelişmişliği nasıl olur.

Kişi başına düşen milli ekonomi ile olmaz mı ?

Bize düşen milli ekonomi ne kadardır sizce.

Peki, hayırlısı

Aaa durun lütfen.

Bu kelimeyi de açıklamadan geçemeyeceğim.

Az buçuk tasavvuf bilirim.

Hayırlısı kelimesi bir teslimiyet ve içsel özgürlükte yalnız Allaha bağlılığın en güzel lügatsel sözlerinden biridir hiç şüphesiz.

Lakin mazlum hakkına hayırlısı, yetimin hakkına hayırlısı ya da koskoca devletin hakkı yenirken hayırlısı diyen başka bir millet gördünüz mü ?

Büyük insanları yetiştiren ve pişiren en başlı özellik. Toplumun alışılmış yanlışlarına baş kaldırışıdır.

Kadercilik olmaz. Kadere iman olur.

Kaderciliğe girdiniz mi, hiç bir şey yapmamanız gerek.

Ama çalışıp, üretip , dua ederseniz ulaşabileceğin en son yer hayırlı yer olur ki bu da sizin kaderiniz olur.

Peki, bölün bakıyım kelimeleri şimdi.

Tek başına hayırlısı ya da kader sizi taşır mı ? Allaha

Üretme nerede, çalışma nerede, dua nerede ?

Kalbim temiz peki,

Hz.Muhammed çalışırken, savaşırken, hicret ederken kalbi temiz değil miydi ?

Mustafa Kemal savaşırken, yazarken, fabrika kurarken kalbi temiz değil miydi?

Peki sizler bunların hangisini yapıyorsunuz da; hem kalbiniz temiz oluyor hem de elinizden hayırlısı demekten başka bir şey gelmiyor….

Bu yazımı okurken bana kıza bilirsiniz.

Hatta sen ne yapıyorsun diyebilirsiniz.

Yetmeyip bana senin görüşün diyebilirsiniz.

Ama bu şahsiyetleri özen ipte kendinizde özümsemediğiniz sürece; ne size rahat var nede ceddinize.

Hak ve hukuk öyle bir şey ki sussutuğunuz her kötülük gün geldiğinde çocuğunuzu bulacak.

Sanmayın şehit olamıyor devlet malından aşıranlar, aşıranı bilenler ahirette ne olacak?

İşte böyle sevgili okuyucular,

Zor bir yazının sonuna gelmiş bulunmaktayız.

Sizi yordum , birazda üzdüm lakin esas amacım içinizdeki kıvılcımı yakmaktı.

Adalete, hakka ve hukuka  Hz.Ömerler gibi bakmanızı sağlamaktı.

Hz.Muhammed ve Hz.Ebubekir bunu yapmadı benden nasıl istersin deyip elindeki sopayla adamı koşturmaktı Ömer olmak.

Halife iken yanındaki köle durumundaki kişiye deveyi vermekti.

Çanakkale’de Mustafa Kemal olmaktı. Anzak askerlerinin annelerinin yüreklerine su serpmekti sözleri ile.

Dilerim her koşulda adaleti gözetir ve adaletten yana olursunuz İnşAllah.

Bana dokunmayan yılan bin yaşar lafını da unutur.

Siz kendinizi Adam eder, doğruyu yapar. Ondan sonrada kimseye bakmazsınız.

Unutmayın adalet ölürse devlet ölür. . .

 

 

 

Üye Girişi yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz. Giriş

Turkbeleni Gazetesi