Demokrasimizin kara günü

18 Temmuz 2016 Pazartesi, 13:23

Türkiye Cumhuriyeti, geçtiğimiz Cuma günü tarihinin en karanlık günlerinden birisini yaşadı. Demokrasimize, parlamenter sistemimize kast edilmiş, karanlık güçlerin hegomanyasındaki silahlı güçler darbe yapmaya kalkışmıştır. Kurtuluş Savaşı’na yön veren ve Türk Milletinin bağımsızlığını kazanmasında önemli rol oynayan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), isyancılar tarafından içerisinde milletin vekilleri bulunurken savaş uçaklarınca bombalanmış, kamu binalarına ateş açılmış, vatandaş hedef gözetilmeksizin kurşunlanmıştır. Bu kabul edilebilecek bir durum değildir. Türkiye, geri kalmış ve sabah erken kalkanın askeri darbeyle yönetime el koyduğu bir Afrika ülkesi değildir. Hele askeri darbelerin alışkanlık haline geldiği bir Latin Amerika ülkesi hiç değildir. Türkiye; çağdaş, demokratik, parlamenter sistemin hakim olduğu bir hukuk devletidir. Bu nedenle egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu bir sistemin dışında hiçbir yönetim şekli kabul edilemez.

Türkiye, yaklaşık bir asra varan zamanda askeri darbelerden çok çekmiştir. Her darbe sonrasında 50 yıl geriye gitmiştir. Gelişmiş ülkeler sanayi ve teknoloji alanında çağ atlarken, Türkiye darbelerin neden olduğu sıkıntılarla boğuşmuştur. Bugün yaşadığımız birçok sorunun temelinde de geçmişte yaşanan darbeler yer tutmuştur. Her darbe ile ekonomi durmuş, eğitim sistemi yara almış, Türkiye içine kapanmış, dış dünyada imajı zedelenmiş, yeryüzünde yaşanan teknolojik gelişmelere uzak kalmıştır. Özetle darbeler Türkiye’nin demokratik ve ekonomik gelişimine sekte vurmuştur.

Türkiye, eski Türkiye değildir. Türkiye, kabuğunu kırmıştır. Türkiye, hızla gelişmektedir. Gelişmiş ülkelerle arasında ki açığı kapatmak için seferberlik ilan etmiştir. Elbette ülkemizin ekonomik alanda yaşadığı sıkıntılar bulunmaktadır. Elbette demokrasi anlamında sancılar çekmektedir. Elbette birçok sorunun yansımaları ile sıkıntılı dönemler yaşamaktadır. Ama bu demokrasinin, hukukun, evrensel insan haklarının rafa kaldırılmasına gerekçe değildir. Bu değerlerin rafa kaldırılması kabul edilemez. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin başında seçimle göreve gelmiş meşru bir hükümet vardır. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz o ayrı mesele. Ama beğenmiyoruz diye silah zoruyla indirmeye kalkamazsınız. Seçim günü geldiği zaman düşüncenizi vereceğiniz oy ile ilan edersiniz. Sandıklar açılıp, sayım yapıldığında ortaya çıkan sonuca da saygı gösterirsiniz. Eğer meşru yönetim size göre yönetimsel yanlışlar yapıyorsa halk seçim günü gerekli cevabı sandıkta verir. Bunun dışında hiçbir adım atılamaz.

Türkiye yakın coğrafyasındaki krizler nedeniyle zor günler geçiriyor. Ekonomik sıkıntılar yaşıyor. Yaşanan birçok sıkıntı ekonomik yaşama yansıyor. Turizm sektörü büyük yara almış durumda. İhracatımızda düşüş var. Darbenin başarılı olduğunu düşünün. Demokrasinin rafa kalktığını, yönetimin askeri yöntemlerle gerçekleştirildiğini düşünün. Böyle bir ülkeye turist gelir mi? Sokağa çıkma yasaklarının olduğu, her köşe başını tankların tuttuğu bir ülkeye turist gelir mi? İnsanların sokağa çıkamadığı bir ülkede üretim olur mu? Onlarca sektörün binlerce kalem ürünü dünyanın dört bir yanına ihraç edilebilir mi? Bu kargaşa ortamında çocuklarınızı başka şehirlere eğitim için gönderebilir misiniz? Geçmişte yaşanan darbe süreçleri bu soruların hepsine ‘Hayır’ cevabı verdirdi. Başarılı olunsaydı bugünde yanıt aynı olacaktı.

Türk Milleti’ne düşen bu dakikadan sonra demokrasiye, parlamenter sisteme, hukuk devletine ve evrensel insan haklarına daha çok sahip çıkmaktır.

 

Üye Girişi yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz. Giriş

Turkbeleni Gazetesi