BU FELAKETİN ADI EROZYONDUR

03 Mayıs 2014 Cumartesi, 12:03
TEMA 1

Türkiye’deki arazi kaybının önlenmesi açısından ağaçlandırmanın önemli olduğunu belirten  TEMA Antalya İl Temsilcisi Şenay Malbora, “Her yağmurda, sellerle milyonlarca tabut dolusu katledilmiş vatan toprağının cenazesini kaldırıyoruz. Her yıl Kıbrıs Adası’nın yüzeyini 10 cm kalınlıkta kaplayacak hacimde biyolojik toprağımızı yani toprağın en verimli katmanını akarsularla denizlere akıtıp kaybediyoruz. Bu felaketin adı erozyondur” dedi.Şenay Malbora

Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) Antalya İl Temsilcisi Şenay Malbora, Akdeniz Başarı Koleji öğrencileri tarafından hazırlanan ‘SOS Çevre Projesi’ kapsamında, öğrencilere çevre bilinci hakkında bilgi verdi.

TEMA Temsilcisi Malbora, TEMA Vakfı’nın, kuruluş amacı doğrultusunda yaşamın bel kemiğini oluşturan “ekolojik sistemlerin korumasına öncelik verilmesi” prensibini hem ulusal, hem de uluslararası ortamlarda vurgulamakta olduğu belirtti.

Malbora, TEMA Vakfı’nın hayatı geleceğe taşıma noktasında Minik, Yavru ve Genç TEMA’lara ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, “Vakfımız “sürdürülebilir yaşam” için ekosistemleri korumayı hedefleyen çalışmalar yapmayı görev bilmekte ve bunun gelecek nesillere borcumuz olduğuna inanmaktadır. TEMA Vakfı, ülkemizin en değerli yaşayan hazinelerini içeren biyolojik çeşitliliğimizin korunması için projeler uygulamaktadır. Çünkü Anadolu kendi başına ayrı bir kıta değildir. Ancak, sanki ayrı bir kıtaymış gibi, büyük bir kıtanın sahip olabileceği tüm biyolojik çeşitlilik özelliklerine sahiptir. Üç ayrı kıtanın kavuşma ve geçiş noktasında bulunan Anadolu, geçmişteki farklı Jeolojik Devirler boyunca, kendisini çevreleyen üç kıtada yaşayan çok çeşitli canlı türleri için, kötü çağlarda “sığınak”, iyi çağlarda da “dağınak” görevini üstlenmiştir. Bu nedenle Anadolu, hem tür çeşitliliği hem de genetik çeşitlilik bakımından oldukça zengin bir konumda bulunmaktadır” dedi.

HER YIL 743 MİLYON TON TOPRAK YOK OLUYOR

Malbora, her yıl milyonlarca ton toprağın erozyon sonucu kaybedildiğini belirterek, “Türkiye, Yerkürede mevcut olan sekiz önemli Gen Merkezi’nden iki tanesini içine almaktadır. Anadolu toprakları, insanlığı beslemede önemli katkısı olan bitki ve hayvan türlerinin pek çoğunun yabani atalarını bağrında barındırmaktadır. Bir bakıma Anadolu ekosistemi, doğal bir gen bankası niteliğindedir. Ancak, bu canlı türleri ve onların taşıdığı nadir genler, bulundukları habitatlarda, bilinen veya bilinmeyen değişik çevre sorunları ile karşı karşıya kalmaktadır. Her yıl 743 milyon ton verimli üst toprağımızı erozyonla kaybediyoruz. Binlerce tür canlının yaşam kaynağı olan toprağa, insan düşüncelerinin düşmanlığını anlamak mümkün değildir. Her yağmurda, sellerle milyonlarca tabut dolusu katledilmiş vatan toprağının cenazesini kaldırıyoruz. Her yıl Kıbrıs Adası’nın yüzeyini 10 cm kalınlıkta kaplayacak hacimde biyolojik toprağımızı yani toprağın en verimli katmanını akarsularla denizlere akıtıp kaybediyoruz. Bu felaketin adı erozyondur. Bu felaketin nedeni ortada: ormanların ve doğanın yeşil örtüsünün yok edilmesi göçlere çarpık kentleşmeyle betonlaşan topraklar. Bu felaketin sorumlusu kim? Her metreküpünde 100 kilometre uzunluğunda kök bulunan vatan toprağını yok eden kim? Erozyonu yaratan kim? diye sormamız lazımdır” diye konuştu.

BÜTÜN SORULARIN YANITLARI BİZDE

Doğayla ilgili bütün soruların cevaplarının kendilerinde olduğunun altını çizen Başkan Malbora, “Yanıt açık, katil aramızda: açık konuşmaktan çekinmeyelim, erozyonun sorumlusu biziz hepimiziz. Kişisel yükümlülüklerini yerine getirmeyen bizleriz. Önlem almakla görevli olan yöneticilerden, siyasetçilerden hesap sormayan bizleriz. Çözüm belli, çare elimizde: toprak kaybı Türkiye’nin kaderi değil. Örgütlü bilinçli planlı mücadele erozyonu durdurur. Dünyada bunu başarmış pek çok ülke var. Yeter ki her yurttaş sorumluluğunu bilsin ve herkes, üzerine vazife olmayan işlere karışsın. Şunu unutmayalım ki; korunmamış bir karış toprak, kaybedilmiş bir umuttur. Betonların soğuk yüzünü, köşesinde ürettiğimiz bir tutam toprak ile ısıtmaya çalışmaktayız. Toprağın insana sunduğu özgür yaşamı, betonlarla tutsak bir yaşama çevirmekte ve sonradan bir saksı içinde, özgürlüğümüzü beslemekteyiz. Oysa beton masumdur. Beton ile toprak arasında üretilmiş bu savaşta, kirlenmiş aklımız, beton yanında yer almış ve toprağın insana dostluğunu bozmaya çalışmıştır. Toprağın insana sunduğu özgür yaşamı hiçbir beton veremez. Ama yine de sessiz duran toprak insana küskün değildir. O daima sıcak, daima sevecen ve daima insana özgürlük sunmuştur. O çocuklara sınırsız düşlerin evrenini, büyüklere de doğal yaşamın nimetlerini sunmaktadır” dedi.

TEMA İl Temsilcisi Şenay Malbora’nın konuşmasının ardından, TEMA Vakfı Manavgat üyelerinin Minik, Yavru ve Genç TEMA’lar için hazırladıkları ‘Doğa için Rap’ adlı müzikal gösterilerini sundu.

Üye Girişi yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz. Giriş

Turkbeleni Gazetesi