Son Dakika
19 Mayıs 2019 Pazar
20 Ocak 2019 Pazar, 20:40
Damla Mengüş
Damla Mengüş damla@turkbeleni.com Tüm Yazılar

BİR TAKIM ELEŞTİRİLER

    Hayatta hep ilerlemek isteriz. Daha iyi kariyer, daya iyi bir anne olmak, daha iyi yemek pişirmek, parlamak, fark edilmek hep isteriz. Peki, kendimize koyduğumuz daha iyi sınırlarını nasıl başarabileceğiz? Mesela daha iyi yemek yapmak için yaptığın yemeğin daha iyisinin de olduğunu nasıl fark edebilirsin? Bir restoranda yediğinde veya bir arkadaşın sana o yemeği pişirdiğinde kolaylıkla daha iyisinin var olduğunu anlar ve hemen onu pişirmeye çalışırsın. Ya da şöyle biraz maddesellikten uzaklaşıp, duygusal durumlara bakalım. 

   Şimdi de mesela daha çok sevilmek istiyorsun, daha çok saygı görmek istiyorsun! Ve bir arkadaşın ( eşin, çocuğun, patronun vs.)  sana istediğini vermeği için öfkeleniyorsun. Sürekli şikayet ediyorsun ve onu eleştiriyorsun. Peki yaptığın bu eleştiri gerçekten kimin için?  **** Kendi ihtiyaçlarını gidermek için eleştirilerinle karşındakini mi eğitmeye çalışıyorsun yoksa ben değişmem diye direnirken ‘daha iyi ‘ mi olmaya çalışıyorsun? ****

     Eleştiri diyince hemen rahatsız edici hislere sarılıyoruz. Fakat doğru eleştiri yapmaya özen göstermek ve size yapılan eleştiriye doğru bakış açısı sizi en iyi ilerleten durumlardan biridir. Eleştirilerin 3 farklı bakış açısı vardır.

  1. Yaptığınız eleştiride muhakkak bir miktar doğruluk payı vardır. Bu doğruluk payını saptamak için kendinize sormanız gerekir;

– O, böyle davrandığında ben neler hissediyorum?

– O, böyle davrandığında ben neler düşünüyorum?

-Bu duygu ve düşüncelerin altında yatan derin hisler nelerdir? Acaba ben çocukken hiç böyle hissetmiş miydim?

Bu sorgulamayı kendinize şeffaf olarak yapabildiğinizde yaptığınız eleştirinin yüzde kaçının sizin kendi öz eleştiriniz olduğunu, kalan yüzdenin de gerçeklik payı olduğunu fark edebileceksiniz. *Eleştirilerimizin büyük yüzdelik kısmı her daim bize aittir.**

Peki fark ettik ki bu eleştiri bize ait bir incinmişlik öyküsü, yani çocuktan taşıyıp büyüttüğün sürekli sevilme ve saygı görme, görülme, bak bende buradayım çırpınışları olsun. O zaman madde;

  • Tekrar tekrar ortaya attığımız duygusal eleştirilerimizin çoğu bizim karşılanmamış çocukluk ihtiyaçlarımızın örüntülü bir anlatımı olabilir.

   Etrafımızdaki insanlarla bir bütünü oluştururken onlardan destek bekleriz, bu çok doğaldır. Fakat bi o kadar da herkes sadece kendinden sorumludur. Sevilmediğini söyleyerek büyüyen bir yetişkinin ailesi de onu her zaman sevdiğini ifade edebilir. Çünkü farklı sevgi dillerine sahibiz. Kimi sözcüklerden hoşlanırken, kimi sevilmek için dokunulmayı isteyebilir. Ve kendimize yarattığımız bu yetersiz sevgi durumunu eşimize, arkadaşımıza vs. yükleyip onlardan tüm eksiklerimizi kapatmalarını bekleyemeyiz. Bu yüzden eleştirilerin en sevdiğim yanı kendi incinmiş yanlarımızı fark edip onları sarıp sarmalamamız olmasıydı. Ve;

  • Yaptığınız eleştiri de kendinize dair reddettiğiniz bir yanınızı kusursuz tanımlıyor olabilirsiniz.

    Eğer kişi kendi davranışlarınızı dikkatle inceledikten sonra hala kendini kusursuz görüyorsa bu onun direndiği bir durumu işaret ediyor olabilir. Mesela çok dağınık olduğu için yargıladığınız eşinize karşı eleştirileriniz, sizin daha rahat, esnek ve spontane bir insan olma konusundaki bilinçdışı arzunuzu gösteriyor olabilir. Eşini gamsız olarak eleştiren bir kişi de onun bu özgürlüğüne gizlice içerliyor da olabilir. Yani yaptığınız eleştiri aslında sizin kendi olmak istediğiniz bir durumu ifade ediyor olabilir.

You must be logged in to post a comment Login