20 Mart 2017 Pazartesi, 14:33
Sibel Çetin
Sibel Çetin mayra.sibelcetin@gmail.com Tüm Yazılar

Bilinçli anne baba; başarılı çocuk

Neydi çocukların ilk kullandıkları, dillendikleri kelimeler… Anne, baba. Kolay mıydı peki anne baba olmak?

Başarılı, kendine güvenen, çocuklar isteriz hepimiz. Doğduğunda muhteşem bir varlık olarak dünyaya gelen bu varlıkta mükemmel olmayan (!)-size göre- özellikleri kabullenip onu olduğu gibi kabullenme noktasında siz ne kadar güveniyorsunuz kendinize? Ona ne kadar değer veriyorsunuz? Ve daha önemlisi, verdiğiniz değeri ne kadar hissediyorsunuz? Doğduğu andan itibaren sevgiye, ilgiye, şefkate ihtiyacı olduğunu, onu güçlü kılan şeyin sevgi olduğunu unutmayın lütfen.

Küçük olduğu için anlayamayacağını düşünmeyin. Daha karnınızdayken hissetmeye başlıyor, çevresindeki duygu kıvılcımlarını, iyi ya da kötü…

Sabırla beklediğiniz, kalp atışlarını ilk duyduğunuzda gözlerinizin dolduğu o muhteşem varlık dünyaya geldiği vakit onun doğuştan getirdiği potansiyelin farkında olup muhteşem bir hayat deneyimleyeceğine dair inancınızı bir sorgulayın. Hata yapacak o muhteşem varlık, tıpkı sizin de zamanında yaptığınız gibi. Sizin tavrınız nasıl olacak onu düşünün. “Ben hata yaptım o yapmasın “ diye düşünerek onu kısıtladığınız durumların sizin öğrendiğiniz şeyleri onun öğrenememesine sebep olduğunun farkında olun. Zaman içinde onun da iyi ya da kötüyü ayırabileceğine, onun da bir birey olduğuna dair inancınızı kaybetmeyin. Bakın siz neler biliyorsunuz, var mı sınırı? Bir zamanlar siz de onun yaşlarındaydınız.

Çocuğunuza karşı ilginize 1’den 10’a kadar puan verseniz kaç olurdu? Bakalım ilgi düzeyiniz ne durumda? Altını değiştirdiniz, karnını doyurup gazını çıkarttınız, okula başladı onunla birlikte okumaya baştan başladınız ve her gün biraz daha büyüdüğüne tanıklık ettiniz. Peki onunla gerçekten ilgilenip bu ilgiyi hak ettiğini düşündüğünüzden mi yoksa zorunluluktan mı? Çocuğunuzun bu ikisi arasındaki farkı anlayamayacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Her çocuk bir gün sizin verdiğiniz sizin verdiğiniz kaşığı itip kendisi yemek isteyecek. Siz onu dikkate almayıp kendiniz yedirmeye devam mı edeceksiniz, yoksa ona izin mi vereceksiniz? Her çocuk giydirmek istediğiniz kıyafeti bir kenara bırakıp parmağıyla başka bir şeyi gösterecek. Sizin istediğinizi giymesi için ne kadar ısrarcı olacaksınız? Düşecek bir de o çocuk. Hemen koşup kaldıracak mısınız, yoksa bir süre kendisinin kalkmasını bekleyecek misiniz? Melek gibi bir çocuğunuz da olsa elbette anlaşamadığı ya da problem yaşayacağı arkadaşları olacak. Hemen müdahil mi olacaksınız yoksa bununla nasıl baş edeceğinizi mi gözlemleyeceksiniz? Bu durumlarla karşılaştığınızda nasıl davrandığınızı ya da davranacağınızı bir gözden geçirin. Onun kendi olmasını, siz olmadan da dimdik durmasını istiyorsanız cevaplarınız hemen kendini gösterecek. Bence aşamayacağını düşündüğü problemler için psikoloğa ya da psikiyatriste giden birinin sorunlarının temelinde hep çocukluğunda bırakılan izler olduğunun bilincine vardığınızda müsaade etme eşiğiniz, sabır ve farkındalığını artacak. Çocuğunuz bir sorun yaşadığında ona kapatın kendinizi demiyorum ama sorunu siz çözmek yerine iletişim halinde kalıp gerekli yerlerde doğru sorular sorarak onun çözüm bulmasını desteklemek çocuğa daha büyük katkı sağlar.

Hazineler dolusu servetten daha değerli bir şey varsa eğer, iyi bir çocuk yetiştirmektir. Başarılı bir çocuk istiyorsanız başarılı olun, gülen bir çocuk yetiştirmek istiyorsanız en çok siz gülün, bilinçli bir çocuk istiyorsanız önce siz bilinçli olun. Çünkü söylediklerinizden çok gördükleri değerlidir onun için…

Çocuk sorulu bir yazı olduğunun farkındayım. Bu sorular hiç kimseye değil sadece kendinize vermeniz gereken cevapların soruları…

Gülümseyin ve bakın çocuğunuza… Baştan başlayın, gerekirse en baştan…

SİBEL ÇETİN

 

 

Üye Girişi yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz. Giriş

Turkbeleni Gazetesi