29 Kasım 2016 Salı, 10:23
Berke Battal
Berke Battal berk-e1905@hotmail.com Tüm Yazılar

Affetmek

Merhaba sevgili okuyucular,  bugünkü konumuzu size seçerken geçmişimin en derin yerlerinde saklı tuttuğum sandığımın içersinden sizler için çıkarmak istedim. Bu konumuzu size anlatırken aslında bende bir kez daha kendimle yüzleşeceğim ve belki de sizlere bir şey zikir ederken hiç şüphesiz bende bu zikrimden faydalanacağım. Bugünkü yüzleşeceğimiz konumuz affetmek. Evet  affetmek; hataları,  yanlışları,  kötülükleri ve hatta yaşanmadan biten aşklarımızı affetmek. Peki neydi affetmek. Seni affettim deyince affediliyor muydu;  dil söylese de yürek tasdik etmeyince oluyor muydu, acaba geçmişin izleri halen peşimizde miydi ?

İsterseniz gelin yazımızla geçmişlerimize gidelim…

Öncelikle hepimiz için en derin olan sevgide affetmeyi ele alarak konumunuzun içersine giriş yapmak isterim. Birini sevdiğiniz zaman hatalarını ve kötü özelliklerini düşünemezsiniz, gereğinden fazla ilginiz, koruyuculuğunuz ve onsuz yaşayama cağınız hissi o kadar sizi sizden eder ki;  gün gelir ilahi serüvenin içersindeki kul,  bir şekilde yoluna devam edebilsin diye ayrılığın maneviyatını ile karşılaşır. Ama ne yalan söyleyeyim kim o anda bulunsa hayatı başına yıkılır ve ardından sevgiden ötürü körleşen gözü  görür olur. Artık karşısındaki bir kuldur, insandır, kadındır ya da erkektir. Hatalar ortaya çıkmıştır. Akılda bir pişmanlık ve onu affedememek hissi kaplar.

İşte tamda bu sırada zor zamanlarda dilden birkaç kelime göz yaşı gibi dökülür bembeyaz mermere. Unuttum,  bitti,  artık sevmiyorum ; bunların hepsi gururlu insanın affettim deyişiydi,  özür dilemeyişiydi;  farkında olmadan geçmişinin şifalaşmasına blokaj koyuşuydu. Peki neydi yanlış olan dil bir keresinde  affettim demişti, kulak duymuştu bunu ; peki kalp ne olacaktı… Onun bundan haberi bile yoktu. Yalnız kulak işitiyordu, dil söylüyordu. Kalp peki nasıl tatmin olabilecekti. Bunun bir yolu vardı aslında. O da koşulsuz affetmek, Yaradan’ın bir sınavı olduğuna yürekten inanmak ve o acının bir imtihan olduğu bilincinin farkında olmaktı. Aslında affedebilmek farkındalık bilinci olan kulların bile  en zorlandığı konu idi çünkü dil ile söylemek kolaydı, kalbe söyletmek neredeyse imkansızdı. Vücudun abdestti su iken kalbin abdestti göz yaşları olduğunu hepimiz Mevlana’dan işitmiştik. Affın abdestti neydi peki. Farkında olmak olabilir mi ? İmtihanın bir parçası kanısına varmak hatta içten gelen göz yaşı ile kalbe tasdik ettirmek geçmişin şifa enerjisini devreye koyabilir miydi.

Bence tamda buydu aslında.  Şöyle ki kalbinizi o kişi ile görüştürdüğünüzde su gerekmiyor unutmayın, göz yaşlarınız su görevini alır, siz yalnız yüzleştirin ve bu sırada farkında olun. Bunun bir imtihan olduğunu bilin ardından kendinize en güzel iç sessinizle şu soruyu yönelttin.

‘’Bu ayrılık bana ne kattı’’ ve sonunda şu sihirli kelimeyi söyleyin  “seni affediyorum”

İşte o anda bir kuş tüyü kadar rahat ve huzur içersinde olacaksınız. Her şeyden önemlisi geçmişinizi şifalandıracak yeni yaşantılarınıza kötü izler taşımayacaksınız.

Dilerim affederken Hakkı gözeterek affı söyler, kalbinize ve ruhunuzun içersine kadar sıcaklığı hissedersiniz.

Her şeyden önemlisi geçmişinizi şifalandırdığınız için farkındalık oluşturup zorlukların içersinde hep hayır arar ve aynı hatalarınızı tekrarlamadan hayatınıza devam edersiniz.

Her şey gönlünüzce olsun. Affınız öylesine genişlesin ki yüce Yaradan’da tüm hatalarınızı affeylesin… Daim farkındalık üzerinizde olsun… Daim Affedenlerden olun İnşAllah…

Üye Girişi yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz. Giriş

Turkbeleni Gazetesi