29 Ekim 2016 Cumartesi, 14:48
Zümrüt Yılmaz
Zümrüt Yılmaz zumrutyilmaz@turkbeleni.com Tüm Yazılar

Acıtan gerçekler

Dağılmış siyah uzun saçlarını alelade toplayıp çayından son bir yudum aldı ve anlatmaya başladı kadın:

”Babam dışarıdan bakıldığında saygın herkese karşı güler yüzlü bir adamdı.Eve geldiğinde tamamiyle dışarıdakinin tersi bir adam halini alırdı.Her gün evimizde kavga gürültü eksik olmazdı.Anneme attığı dayaklardan hızını alamaz evin en büyüğü olduğum için sık sık beni de döverdi.13 yaşıma kadar huzursuz ve şiddet olan bir ev ortamında yetiştirildim.Öyle ki dışarıya çıktığımda savunmasız,kendini ifade demeyen,daima ürkek bir halde dolaşırdım.Bir gün annem beni evde yalnız bırakıp dışarıya çıkmıştı.Babam (aslında ona bu kelimeyi kullanmaktan bile  nefret ediyorum) annemin de yokluğunu fırsat bilerek beni yanına çağırdı.Ben içimden bu sefer beni dövmek için ne bahane bulacak diyerek korkuyla yanına yaklaştım.Bana hiçbir şey söylemeden göğsümü sıktı.Ben o an ne yapacağımı bilemedim,babamın ne yapmaya çalıştığına da bir anlam veremedim.Daha sonra dolabın üzerindeki Kuran-ı Kerimi alarak üzerine el basmamı ve bu olayı kimseye anlatmamamı söylediğinde bana kötü bir şey yaptığını ve yapacak olduğunu anlamıştım.Bizim zamanımız şimdiki gibi değildi.Bizi gerçekten leyleklerin getirdiğine inanırdık. Yaşadığım olayın şokuyla hemen yakında amcamların evi vardı oraya kaçtım.Günlerce bu olayı gerçekten yaşadım mı yaşamadım mı; hayal miydi gerçek miydi diye düşündüm .Beynimin içi sorularla doluydu. Ben bunu niye yaşadım, bir baba evladına bunu gerçekten yapabilir mi diye düşünmekten delirmiş, evde babamla yalnız kalırım korkusuyla hayat benim için yaşanmaz bir hale gelmişti.Depresyondaydım…Yaşadıklarımı kimseye anlatamadım.13 yaşıma kadar babamdan hep şiddet gördüm, o olaydan sonra bana ‘Kızım’ diye seslenmeye başladı. Aylarca babamla yalnız kalmamak için köşe bucak kaçtım. Yine bir gün gece uykumdayken yorganım üzerimden çekildi ve bana dokunduğunu hissettim. O anki korkumla anneme söyleyebilecek cesaretim olmasa da ‘Anne’ diye seslenebildim. O da hemen yanımdan uzaklaştı. Bu tacizler bir kaç kez daha tekrarlandı. Bu güne kadar hiç böyle bir şeyin yaşandığını duymadığım için ve başkalarının da yaşayabilecek olduğunu düşünmediğim için hep kendimi suçluyordum.Geceler benim kabusum olmuştu,sabahlara kadar gelecek korkusuyla yorganın altına girmiş sımsıkı uçlarını tutarak sabah olması için dualar ediyordum. Bir gün yine onunla yan yana olmamak için balkonda oturduğum bir sırada elinde çok kalın bir sopayla yanıma geldi ve ‘Sen neden hep dışarıdasın? Neden içeriye hiç girmiyorsun?’diyerek beni öldüresiye dövdü. Ağzımdan burnumdan kan geliyordu.Elinden zor kurtuldum.Halamların evde olmadığını bildiğim halde onların evine kaçıp, dama çıkıp saklandım.Sonra annem geldi yanıma.Annemin beni nasıl bulduğunu hatırlamıyorum.Canımın yanmasıyla dilim öyle çözülmüştü ki anneme yaşadığım her şeyi anlattım.Annem cahil bir kadındı belki ama bana sorgusuz sualsiz inandı.Annem artık o günden sonra bana gölge gibi oldu.Beni bir saniye bile olsun yalnız bırakmadı.O günden sonra bana ulaşamayan babam ‘Bu kızı niye sürekli yanında götürüyorsun?’ diyerek her gün annemi dövmeye başladı.Eskiden günde bir kez döverken bu olaydan sonra annem benim yüzümden her gün birkaç kez dayak yemeye başladı. Annem beni korumasıyla yaşayacağım daha büyük bir felaketin önüne geçmiş oldu.Annem babam tarafından olan bütün aile büyüklerini bir araya topladı ve yaşadıklarımı anlattı.Amcalarım konuyu öğrenmesine rağmen babamla olan ilişkilerine aynı seviyede devam ettiler.Duyduğu anda tepki göstermeyenlerin içinden biri de koruması altına alacağına beni yalnız bulduğunda sıkıştırmaya başladı.O adama herhangi bir ceza kesilmemiş olması benim canımı daha da yaktı.Ama bu bende bir dönüm noktası oldu.Yediği dayaklar neticesinde kapıdan çıktığında yolunu bulamayan,dışarıda adını söylemekten aciz olan ben,bir anda değiştim ve kendi adaletimi kendim oluşturmaya karar verdim.Artık karşısında dimdik duruyor ve ona sürekli hesap soruyordum.Çalışmaya başlamıştım ve annemi boşanması için ikna etmeye çalışıyordum.Annem elalem ne der korkusuyla buna yanaşmıyordu.Artık evden kaçmayı kafama koydum.Bana asıl zarar evimin içinden gelirken dışarıdan geleceklerden korkmuyordum.Evden kaçtım.Evden kaçınca babam karakola gidip annemle kavga ettiğim için evden kaçtığımı söyleyerek  şikayette bulunmuş.Bir gün çarsıya çıktığımda amcamla karşılaştım.Amcam beni zorla eve götürdü.Bütün amcalarım,halalarım beni sopayla dövdü.Bana işkence edip upuzun olan saçımı kazıdılar.Şikayette bulundukları için beni karakola götürmek zorunda kaldılar.Polisler beni görünce şoka girdiler.Kazınmış saçlarım ve işkenceye uğramış vücudum her şeyi anlatıyordu.Komiser evden kaçtığım için bana dışarıdan gelebilecek zararları anlatırken birden kendime geldim ve yaşadığım her şeyi ona anlattım.Annemin de teyit etmesiyle babam nezarete atıldı.Ancak sonrasında suç duyurusunu geri almak zorunda kaldım.O günden sonra ailemle tüm bağlantımı kesip başka bir şehre yerleştim.Bugün ben de bir anneyim ve evladımı korkularla yetiştiriyorum.Biliyorum ki evladın cinsiyetinin hiçbir önemi olmaksızın her yaşta korunmaya ihtiyacı var Zümrüt. Yıllardır içimde saklı tuttuğum bu gerçek benim bu hayatta hep erkek gibi yaşamama ve erkeklerden nefret etmeme sebep oldu.Bugün artık televizyonda,sosyal medyada sürekli duyduğum benzer olaylar acımı yeniden hatırlamama sebep oluyor.Artık biliyorum ki tek yaşayan ben değilmişim.Ve ne acı ki daha kötü hikayeleri duydukça yaşadığım kadarına bile şükreder duruma geldim. Son yaşanan Irmak bebek hepimizin yüreğini dağladı ama benim gibi tacize uğrayanları bir fazla.”

Bu anlatılanları dinlerken kalbimin sıkıştığını hissettim.Aklımda tüm bu anlatılanların gerçek olamayacağını tekrar edip duruyordum.Kanım donmuştu.Zamanında konuşamayan ne çok insanın geçmişinde  taciz vb olaylar vardır sorusu zihnimi kemirdi.  Bana anlatılan bu hikayeyi size aktardım çünkü şunu bilmenizi istiyorum ki tecavüz ve taciz olayları yüzyıllardan beri süregelen ancak insanların sosyal statüsü,çevresi,olayda mağdur olan kişinin gelecek yaşamı göz önünde bulundurularak ( her zaman saklanmasının daha doğru olduğu gibi yanlış bir kanı oluşturulduğundan) günümüzdeki kadar açığa çıkmamıştır.Olayların konuşulmaması bu olayların yaşandığı gerçeğinin üstünü kapatamıyor maalesef.Size aktarmaya çalıştığım olay tamamen yaşanmış gerçek bir hikayedir.Bana bire bir bunu anlatan kişinin adı bende saklı. Onun anlattıklarını kendi cümlelerimle toparlayıp size aktardım.Amacım yaşanan acı gerçeklerin aslında hiçbir yaşta ve yaşamda ağırlığının eksilmediğini size göstermektir.Yaşamda neyle karşılaşacağımızın hiçbir garantisi yok.Toplumsal bir yaramız olan bu gerçekle  bir an önce yüzleşip bu konu hakkında kesin çözümler üretmeliyiz.Gelecek nesillerin sağlıklı yetişmesi için,hiçbir çocuğun ruhunda yarayla büyümemesi için farkındalığımızı arttırmalıyız.Artık ayyuka çıksın pedofili hastaları,tecavüzcüler,tacizciler,sapıklar…Yeni yasalar çıkarılsın ve bunu yaşatan caniler ruh sağlığı bozuk olsa da tedaviden sonra hapse atılsın.Hiçbir şekilde affedilmesinler.

 

 

Üye Girişi yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz. Giriş

Turkbeleni Gazetesi